sakarya escort sakarya escort sakarya escort maltepe escort sakarya escort sakarya escort
Bugun...
Reklam
Reklam
BİR VALİNİN ANATOMİSİ


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Bugün size yetkisi maksimum, sorumluluğu minimum bir rütbe olan istisnai bir memurluktan, Valilik makamından söz edeceğiz.

İsterseniz önce kelimenin kökeninden başlayalım. Vali kelimesinin kökü, her ne kadar el-Vali Arapça, kelimesinden türemişse de koruyucu, muhafız, yakın biri, vasi anlamındadır. Pratikte ise maalesef Allah’ın bu ismiyle eş anlamlı olarak “Var olan her şeyi tek başına idare eden, sonsuz güç ve kudret sahibi” anlamında kullanılmaktadır. Oysa birincil sorumluluğu atanıp görev yaptığı ilde yaşayan insanların güvenliğini sağlamak olan devlet adamı olması hesabıyla “Veli” kelimesinin fonksiyonlarını taşır. Yani bir şehrin valisi, o şehir ahalisinin velisi, dostu, haklarının koruyucusu ve gözeticisidir.

Dedik ya, pratikte Allah’ın el-Vali ismiyle eş anlamlı olarak “Var olan her şeyi tek başına idare eden, sonsuz güç ve kudret sahibi” anlamında kullanılmakta ve bu makamdakilerin çoğu bu tanıma uygun olarak havaya girmektedir.

Kimi karısı yüzecek diye havuzu halka kapatmakta, kimisi halka 'gavat' demekteyken kimisi de onurlu bir öğretmeni öğrencilerinin karşısında azarlayarak, aşağılayarak incitmekte, kalp krizinden ölmesine sebep olmaktadır. Kimi İnterpol tarafından aranan suçlularla tokalaşmakta sakınca görmezken, bir başkası sıkıyönetim ilan edebilmekte veya barış sürecine takoz koyabilmektedir.

Vardır böyleleri. Babasından “ben sana vali olamazsın demedim” lafını duymuş nicesi vardır bu makamda. Sıradan bir emekçisinin rızkıyla oynayabileceğini tehditkâr bir ses tonuyla söyleyenleri de gördük, bir şehit babasını toplumun içinde azarlayanları da.

İktidardaki partinin yerel komiseri gibi davrananları veya Anayasanın özellikle 34. maddesini ihlal edenleri saymaya kalkışsak sayfalar yetmez.

Kimi zaman İskandinav mitolojisindeki intikam tanrısıdır (Vali) kimi zaman Bizans İmparatorluğu’nda vali düzeyinde yönetici olan bir Tekfur’dur. Ama birkaç istisna dışında asla görev yaptığı şehir ahalisinin velisi, dostu, haklarının koruyucusu ve gözeticisi değildir.

Örnek olması açısında adına kebap yapılan Valilik makamının bu hikayesini anlatmadan geçemeyeceğiz.

 

Vali Kebabı:

Evvel zaman içinde küçük bir kasabada, bir garibanın küçücük bir lokantası varmış. Valinin evi şehrin biraz dışında olduğu için evine gidip gelirken güzergâh üzerindeki bu kasabadan geçermiş. Şehrin valisi bir gün evine giderken yolda acıkıvermiş. Durup lokantaya girmiş ve yemek söylemiş. Yemeğini yedikten sonra yüzünü ekşitmiş, ama gariban lokantacıya bir şey söylemeden çekip gitmiş. Ertesi gün belediye ekiplerini lokantaya göndermiş ve ne yapıp edip lokantaya ceza kesmelerini emretmiş. Zabıtalar denetime gelmişler. Bir bahane bulup lokantaya 3 gün kapatma cezası vermiş, mühürleyip gitmişler. Vali ertesi hafta aynı lokantaya tekrar gelmiş. Yemek istemiş, yemiş ama beğenmediği için yüzünü ekşitip gitmiş. Ertesi gün yine zabıtalar, yine kapatma cezası. Ertesi hafta yine aynı, ondan sonraki hafta yine aynı hal devam etmiş. Lokantacının canından can, ömründen ömür gitmeye başlamış. Haftanın yarısı açık yarısı kapalı. Ne yapsa valinin gözüne giremiyor, yemek beğendiremiyormuş. Sonraki hafta vali yine geldiğinde lokantacının küçük çırağı müdahale etmiş:

“Ustam,” demiş. “İzin verirsen bugün vali beye yemeği ben yapayım.”

Usta, “hadi yap lan kerata, nasıl olsa yine kapatacak. Bu gün vali beye yemeği sen yap,” demiş.

Gariban lokantacı hiç olmazsa kendi yaptığından daha kötü bir yemek yesin de gıcıklık olsun diye düşünmüş. Çırak yemeği hazırlarken arka kapıdan çıkmış, bir sigara yakmış. O arada da çırak habire uğraşıyor valinin yemeğiyle. seslenmiş sonra ustasına, gelmiş yemeği servis etmiş valiye adamcağız söverek. Aradan 5 dakika geçmemiş vali içeriden seslenmiş:

Aşçıbaşı...

Buyurun sayın valim

Bugünkü yemek nefisti. Eline sağlık, demiş.

Lokantacı şaşırmış. Vali devam etmiş:

Bu yemeğin adı ne peki?

Hmm, şey... Kebap sayın valim. Vali kebabı, demiş.

Eline koluna sağlık, bundan sonra geldiğimde hep bundan yap bana olur mu?

Emredersiniz sayın valim, her zaman.

Hadi sağlıcakla kal, hayırlı işler, deyip ayrılmış.

Usta valiyi gönderir göndermez arkaya koşmuş, çırağına sormuş:

Neydi lan valiye verdiğim yemek?

Ustam dünden artan kebaplar, yemekler falan vardı ya?

Eee?

Onları karıştırıp kiremite koydum, fırında ısındı, sonra üzerine peynir rendeledim.

Hepsi bu kadar mı?

Evet usta, noldu vali kustu mu yoksa?

Yok lan kerata, çok beğendi. Bundan sonra vali gelince aynısından hazırlayacaksın, tamam mı?

Çırak mutlu olmuş, “tamam usta” demiş.

 

O günden sonra vali gelene gidene övmüş orayı, devlet erkânını orada ağırlamış. Tüm ahali oraya akın etmiş. Adamın işleri açıldıkça açılmış, üçe beşe katlanmış, her gelen memnun ayrılmış. Artan yemeklerle de valiye vali kebabı yapmaya devam etmiş. O yemeği de vali oradaki görevini tamamlayıncaya kadar başka kimseye yapmamış. O gün bugündür o yemeğe “vali kebabı” adı verilmiş.

Gelelim tekrar Valilik makamına…

DEVAM EDECEK





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI