sakarya escort sakarya escort sakarya escort maltepe escort sakarya escort sakarya escort
Bugun...
Reklam
Reklam
Darbelere karşı Türkiye ne yapmalı?


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Türkiye, 15 Temmuz 2016'da bir grup cuntacı general ve subayın yaptığı darbe girişiminin yaralarını sarıyor. FETÖ mensubu cuntacıların Türkiye Cumhuriyetinin Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında devleti hedef alan darbe girişimi daha korkunç sonuçlara yol açabilirdi. Ancak millet olarak bu alçakların üstesinden gelmeyi başardık. 2016 yılında, hem de zirveye ulaşan teknoloji ile bilginin bir saniye aksamadığı bu çağda nasıl olurda halen darbe girişimi yapılıyor? Türkiye ve özellikle iktidar darbeye karşı ne yapmalı? Makalemizde bu konuyu enine boyuna ele alacağız.

Öncelikle şunu söyleyelim: Türkiye’de 15 yaş ve üzeri herkesin artık kabul ettiği bir gerçek var: Bu örgüt ve lideri, emellerine ulaşabilmek adına en yakınları dâhil, çevresindeki herkesi kullanabilir yapıdadır. Kendi imparatorluğunu kurmak için, devletin içinde usulca, sabırla, sinsice ve gizlice örgütlenmiştir. İslam dinini kullanarak da en büyük zararları bu ve bunun gibiler vermiştir.

Gelelim darbeyi oluşturan şartlar neydi ve nasıl oluştu konusuna? Biraz bunun üzerinde duralım.

Malum FETÖ lideri, yarım yüz yıl sonra kendi mehdiliğini ilan etmek için 1979 yılında Türkiye'de uzun vadeli sinsi planını devreye soktu. Bunun için önce dini faaliyetler adı altında, -din çabuk istismar edilmeye müsait olduğu için- ordunun ve emniyetin damarlarına sızıp Türkiye'nin genleriyle oynayabileceği süreci başlattı. TSK ve Emniyet ilk hedefiydi, çünkü bu iki silahlı güç Türkiye'nin ana kumandası yani devletin kılcal damarlarıydı.

Hatta daha da ileri giderek askeri, adli ve idari yargı gibi önemli noktalara, okullarında yetiştirip, hile ve entrikayla hakim ve savcı yaptığı kişileri yerleştirmeyi başardı. Bu nedenle de örgüte yönelik yapılan hiçbir soruşturmadan netice alınamadı. Asıl vurucu gücünü istihbarat birimlerine sızarak yaptı. Önceden alınacak bilgiler üzerinden hareket mekanizmasını elinde tutmayı başardı. Ki bu da orduda daha önce Balyoz ve Ergenekon gibi düzmece planlarla bazı general ve subaylara darbeci iftirası atıp tasfiye ederek kritik noktalara kendi adamlarını getirmeyi başardı.

Dini faaliyetlerinin yanında daha sonraki yıllarda eğitime yönelik faaliyetlerle bu temeli sağlamlaştırıp yeni militanları devreye sokarak sonuca gitmeyi hedefledi.

Bunu öncelikle dershaneler aracılığıyla yaptı. Dershanelerde gözlerine kestirdikleri gençleri özel ilgilenmeyle askeri okullara ve polis akademilerine yönlendirdiler. Ardından KPSS başta olmak üzere tüm sınavlarda sahteciliği de ekleyerek istedikleri basta harbiye olmak üzere tüm okullara yerleştiler.

12 Eylül’den bu yana faaliyetlerine göz yumulmasını bir kenara bırakacak olursak şunu söyleyebiliriz ki, göz yumulmasa da iktidar hırsıyla gözü dönmüş bu örgüt yine de kadrolaşacaktı. Hatta bunu daha sinsice yapacaktı. Çünkü onlara göre çıkar için her yol mubahtı. Şükür ki devletin ve halkın sinir uçlarına bastılar ve işler tersine döndü, tasfiyeler başladı.

15 Temmuz’dan bu yana yapılan yaklaşık 100 bin tasfiye ile örgütü çökertmeye yeter mi, onu zaman gösterecek. Fakat şundan eminiz ki devletimiz iç düşmanlara karşı amansız davranma geleneğini sürdürüp bu pisliği temizledi/temizliyor.

Gelelim asıl soruya: Darbeye karşı nasıl bir yol izlemeli?

Vatandaşlar, darbe girişimine karşı çıkarak üzerinde taşıdığı "vatandaşlık" kimliğinin gereklerini yerine getirdi. Burada artık sorumluluk iktidar partisi ve bilhassa tüm partilere düşüyor. Çünkü bu girişimle artık silahlı bir terör örgütü olduğunu kanıtlayan FETÖ elebaşı ve yardakçıları Türkiye için büyük bir tehdit haline geldiğini ispatladı. Bu yüzden TSK ve Emniyetin iliklerine kadar yerleşen militanlar temizlenmekle kalınmamalı, ordu ve emniyet yapılanmalıdır.

Sadece FETÖ'leri temizlemekle kalınmamalı, bir daha darbeye zemin hazırlayacak olguları da ortadan kaldırmak için ve FETÖ ile bağlantısı olmadığı halde genlerinde darbecilik olan bir kısım asker ve subaylarda sıkı bir denetime tabi tutulmalı, silahlı güçler içinde çeteleşme zemini ortadan kaldırılmalıdır.

Bilhassa devletin bu tür örgütlerin bir daha türememesi için cemaat, tarikat, harekât, platform gibi dini zümrelerle arasına bir mesafe bırakmalı. İlerde bu tür oluşumların kamuya zarar verebileceği hatta milli iradeye ihanet edebilecek şebekelerinin yeniden üremeleri engellenmeli, kanser hücrelerinin yayılmasının önüne geçmelidir.

Unutulmamalıdır ki bir musibet bin nasihatten iyidir. Türkiye olarak darbelerden yara almış acı bir geçmişimiz var. Şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, geleceğimiz demokrasi olsun.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI