Bugun...
HAYALİMİZDEKİ BELEDİYE VE ARZULADIĞIMIZ ŞEHİR (5)


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Önce bir soru; evine ekmek götüremeyen bir vatandaş, evinin sokağı altından külçelerden parke taşlarıyla döşenmiş bile olsa ne kadar mutlu olur?

 

Malum işsizlik sadece ilimizin değil ülkemizin, hatta dünyanın öncelik sorunu haline geldi. Gittikçe artan dünya nüfusunun yanı sıra teknolojinin gelişmesiyle yapay zeka ve robotik üretim süreci, zaten sorun haline gelen işsizliği tetikledi. 

 

Konumuz arzuladığımız bir şehir oluşturmaktır. Şehirlerin de akciğeri ve ana kademe kalkınma ayakları belediyelerdir. Belediyelerin asli işleri kaldırım yenileme, cadde-sokak temizleme, ağaç dikme olmamalıdır. Öncelik projeler halka iş, yani aş sağlayacak adımlar olmalıdır. Şimdi diyeceksiniz ki istihdam belediyelerin asli görevi değildir. Doğru. Ama olağanüstü durumlarda her konuda seferberlik ilan edilebilir. Bu, her vatandaşın görevi olduğu gibi, her kurumun da görevidir.

 

Öncelikle Özel İstihdam Bürolarını ele alalım. Bu bürolar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 26 Haziran 2009 tarihinde kabul edilen yasayla resmi hale gelen kuruluşlardır. Her isteyen, işkur’dan izin almak koşulu ile 20 bin TL'lik teminat yatırıp Özel İstihdam Bürosu kurabilir. Belediye ayrıca bu büro aracılığıyla kalifiye eleman yetiştirebilir. 

Buraya kadar her şey zorunluluk olduğu hallerde olması gerekir.

 

Fakat en önemlisi, biz istihdamı battaniyecilik, bakırcılık, dericilik, kunduracılık, kalaycılık, kilimcilik, şal-şapik dokuma gibi şehrin unutulmaya yüz tutmuş zanaatlarını yeni nesillere öğretip, hem iş ve meslek sahibi olmalarını sağlayabilir hem de yüz akımız olan bu zanaatları gelecek nesillere taşıyabiliriz. Bu mesleklerin teknolojik gelişmeler vasıtasıyla yeniden işlevli hale getirilmesi olası değil midir? Nitekim ilimizde yüzyıllarca bu mesleklerle evine aş sağlayan, ekmek götüren aileler oldu. Hem de üreterek yaşadığının farkına varıp mutlu olanlar oldu, aynı zamanda ilimizin, ülkemizin ekonomisine de katkıda bulunan aileler oldu.

 

Eskiden her gelinlik kız kendi çeyizini kendi dokurdu; kiliminden battaniyesine, mutfak örtülerinden sofra bezine kadar. Peki, ya şimdi? Şimdi babaların emekli maaşlarıyla takside bağlanılır tüm çeyiz. El emeği, göz nuru kokmaz. Hazıra konmak adet olmuş. Oysa kadınlarımız da, kızlarımız da çalışmayı, üretmeyi çok sever. 

 

Gelelim önerimize...

 

Yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkan adaylarına çağrımız şudur; eğer siz bu memleketin evlatlarını mutlu etmek istiyorsanız vaatlerinizde, hazırlayacağınız projelerinizin öncelikleri arasında istihdam olmalıdır, aş ve iş olmalıdır. Üretim olmalıdır.

 

Şimdi en başta sorduğumuz soruyu yineleyelim: Evine ekmek götüremeyen bir vatandaş, evinin sokağı altından külçelerden parke taşlarıyla döşenmiş bile olsa ne kadar mutlu olur?

 

Bizce mutlu olmaz. Bizce üreterek yaşadığını fark etmeyen ve ettirmeyen hiç kimse mutlu değil ve olamaz. İsterse yaşadığı sokak her Allah'ın günü deterjanla yıkansın, gül suyuyla durulansın!

 

Bizce mutluluk üretmektir. Her eve ekstra bir geir kapısı açacak atölyeler kurmak ve her evin efradını kurslarla zanaatkar olarak yetiştirmek de belediyelerinn asli görevi olmas da olağanüstü durumlardaki olağan görevidir.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI