Bugun...
Reklam
Reklam
Siirt'i Mardinleştirmek Lazım-9


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Hatırlarsanız ünlü bir düşünür/filozofun “Türkiye'yi Mardinleştirmek lazım” isimli meşhur tezinden yola çıkarak “Siirt'i Mardinleştirmek Lazım” konulu yazı dizisi haline getirdiğimiz makale serisini kaleme almıştık.

Bugünkü konumuzda medeniyetimizin çok dilli ve kültürlü iki kadim kenti Siirt ile Mardin arasındaki bağlantıyı irdeleyeceğiz.

Önce kısa bir giriş…

Siirt-Kurtalan karayolunu kullanan sürücüler, Siirt-Baykan yol ayırımından başlayarak Kurtalan'a kadar, yol boyunca dökülen mucur yüzünden büyük bir sorunla karşı karşıya. Öyle ki 20 dakikada ulaşılması gereken yol 40 dakika sürüyor. Hasarlı kazalarda cabası. 20 dakika farkın bazı zamanlarda ne kadar hayati olabileceği malumunuzdur.

Siirt-Kurtalan, Kurtalan-Batman karayolu sorunu ortada iken, aynı şekilde 2007 yılında yapımına başlanan Siirt-Eruh karayolu 9 yılda henüz tamamlanamadı. Tüm tepkilere rağmen karayolları ile ilgili sıkıntılarımız yıllara yayıldı. Yani Türkiye’deki tüm karayollarının 30-40 yıl önce terk ettiği mucur tekniği bugün halen ilimizde kullanılıyor.

Gelelim konumuzun Mardin ile ilgisine: Mardin'de bu tür sorunlar yaşanıyor mu bilinmez ama bildiğimiz şudur, inanın oradaki halk, "siz ancak bu asfaltta layıksınız" diyen yöneticileri memleketinde barındırmaz.

Asırlar önce İslam medeniyeti zirvedeyken şöyle bir söz kullanılırdı: Bir şehre ilk olarak gittiğinizde, isterseniz önce çarşı-pazarı dolaşın, medreselerde ne olup bittiği hakkında fikir edineceksiniz; isterseniz de önce şehrin medreselerine uğrayın, çarşı-pazarda olup bitenler hakkında fikir sahibi olacaksınız. Yani bir şehrin yönetim yerindeki ciddiyet veya lakaytlık çarşı-pazara yansır veya şehrin çarşı-pazarındaki vurdumduymazlık medreselerde rehavete yol açar.

Günümüzde bu tespiti çarşı-pazar ve resmi daireler olarak kolaylıkla değiştirebilir ve birine bakarak diğeri hakkında fikir sahibi olabiliriz.

İnanın Mardinliler 15 yıl öncesine kadar harabe olan kentlerini, taş yapılarını geçmişten gelen kültürle restore edip yenileyebildilerse, memleket severlik ruhuyla yöneticilerini peşlerine takıp kendi lobileri sayesinde geliştirdikleri yurt içi ve yurt dışı projelerle kabuklarını kırdılar. Terör olaylarına rağmen uluslararası gezi ve turlar ile Güneydoğu'nun Paris'i olmayı başardılarsa bu her alana yerleştirdikleri liyakatli kadroların işe ciddiyet sarılmaları sayesinde oldu.

Oysa biz; her alanda devletinin yanında olan bizler… Teröre prim vermediğimiz gibi, 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sırasında da dik duruşumuzla devletten, memleketten yana tavır takınarak oy verdiğimiz iradenin arkasında dimdik durmamıza rağmen küçük bir yolun bile çok görüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Yani biz halen “yol medeniyettir” sözcüğünden öteye geçemedik.

Ne demiştik: “Mardin'de bu tür sorunlar yaşanıyor mu bilinmez ama bildiğimiz şudur, inanın oradaki halk, kendisine eziyet eden, onları hor görüp siz ancak bu asfaltta layıksınız diyen yöneticileri memleketinde barındırmaz.”

Bu cümle tezimizi doğruluyor mu? Evet. Üstelik tezimizi doğrulayan sadece yılların, asırların imbiğinden geçmiş bu söz değil. İstediğiniz sosyoloji kitaplarına, istediğiniz kutsal metinlere bakın, bu tez aynen böyledir. Bakın yüce dinimiz bu konuda ne diyor: “Layık olduğunuz gibi yönetilirsiniz!”

Medeniyet asırlar öncesinden kalmış eserleri değil, asırlar öncesinden kalmış ahlakı yaşatmaktır. Gerisi lâf-ı güzaf...





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI