sakarya escort sakarya escort sakarya escort maltepe escort sakarya escort sakarya escort
Bugun...
Reklam
Reklam
Siirt'te FETÖ Soruşturması Üzerine!…


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Önce kısa bir giriş;

Birkaç gün önce bir çayhanede otururken sırtımın dönük olduğu masaya kulak kabarttığımda şöyle bir konuşma geçtiğini duydum; 17 Aralık sürecinden önce Zaman gazetesine abone olan ve çocuğunu paralelcilerin okullarında okutup etkinliklerine katılan herkesin fişlenip bir şekilde bu soruşturmanın içine çekileceği, akabinde ikinci, hatta üç dört, beş, altıncı vs.. dalga gözaltı ve soruşturmaların yapılacağı konuşuluyordu. Kuşkular tedirginliğe, tedirginlik de korkuya dönüşmüştü. Özellikle Siirt gibi küçük şehirlerde herkesin mutlaka onlarla yollarının kesiştiğini düşünürsek tedirginliğin boyutları daha iyi anlaşılır.

Öncelikle şunu ifade edelim ünlü filozof Aristo devletin varlık şartının insan olduğunu, zira insan olmadan devlet denen olgunun var olamayacağını ifade etmiş. Hukuk sisteminde devlet olmanın karşılığı suç işleyen bir vatandaşın ancak suçunun delillerle sabit olması durumunda suçlu sayılabileceği, varsayım, dedikodu veya şüphelerle hiç kimsenin suçlanamayacağı bir gerçektir. Yani, suçluluğu ispat edilene kadar herkes masumdur/vatandaştır.

Yaptığımız araştırmada emin kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere dayanarak şunu söyleyebiliriz ki; Siirt'te FETÖ soruşturmasını yürüten gerek adli gerekse idari yöneticiler, -kurunun yanında yaşın da yanmaması - için bu soruşturmayı titizlikle yürütmektedirler. Yine araştırmalarımızda, soruşturmanın Emniyet ayağının da çok tecrübeli ve geçmişte benzer soruşturmalarda deneyim kazanmış bir emniyet yetkilisinin bulunduğunu tespit ettik. Bu yüreğimize su serpti. Ancak, FETÖ gibi bir yapılanmanın bu güne kadar yaptığı manipülasyonlar bizi korkutuyor.

İzleyenler bilir, geçtiğimiz gün Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı’nı ziyaretinde, “Konuşmalarınızı dinlediğimizde yüreğimiz ferahladı” diye başladığı kısa ve etkileyici konuşmasında şu konuya ısrarla değinmişti: “FETÖ'nün en çok istediği, suçlunun suçsuzdan ayrılmaması, böylece gerçek FETÖ mensuplarının orta vadede mağdur konumuna yükselip, özellikle uluslararası kamuoyunda itibar kazanmasıdır.”

Tecrübeli bir hukukçu olduğu kadar, son çıkışıyla vatanseverliğini de ispatlayan Feyzioğlu’nun endişelerine katılıyoruz. Çünkü: FETÖ, yılların tecrübesiyle yaş ile kuruyu harmanlatacak, böylelikle mağdur duruma düşmeye çalışacak kadar deneyimli entrikacıdır.

Yani, özellikle gizli FETÖ’cüler asılsız ihbarlarla ortalığı bulandırmaya kalkışabilir. Bu durumda…

1- 15 Temmuz ve sonrasında devletin yanında tereddütsüz yer almış vatandaşlar, asılsız ihbarlar sonucu evlerine yapılacak bir gece baskını sonrasında devlete küsebilecek, bu da FETÖ’ye ikinci bir ihanetin yolunu açabilecektir.

2- Lobi faaliyetlerinde uzman olan FETÖ, bu durumu dünya kamuoyuna taşıyacak ve destek kazanacaktır. O zaman da ülkemizin demokrasi adına insan hak ve hürriyetleri adına on yıllardır çabalayıp geldiği noktayı hiçe sayacak.

3- Sosyal medyada sahte (fake) hesaplar açarak hiçbir ilgisi olmayan insanları da bu sürecin içine çekip kısa sürede kamuoyu oluşturarak süreci bir cadı avına dönüştürecektir.

Kısaca, şu an değil yeni bir hamle, beddua gücü bile kalmamış FETÖ, hukuka, dolayısıyla devlete küsmüş vatandaşların boşaltacağı meydanlardan alacağı cesaretle ihanete devam edebilecektir.

Dolayısıyla, tüm bu entrika ve planlara karşı tedirgin olan vatandaşların kuşkularını anlıyoruz. Kuşkuya kapılmamaları adına - devlet adamı kimliğiyle Siirt'in içinde bulunduğu durumu iyi bilen Vali Mustafa Tutulmaz, Siirt Emniyet Müdürü Metin Özkan, soruşturmayı yürüten ilgili emniyet yetkilisinin - samimiyetlerine inanmalarını, soruşturmanın adli ayağını yürüten ilgili başsavcı ile koordineli bir şekilde çalışıp, soruşturmanın titizlikle yürüttüklerine itimat etmelerini istiyoruz.

Devlet olmanın gerekliliği nasıl hukuk kaidesini esas almak ise devlet adamı olmanın gerekliliği de devlet ile vatandaş arasındaki hassas dengeyi koruyabilmektir. Zikrettiğimiz devlet adamları da bunun bilincindedir. Bize düşen ise 15 Temmuz alçak darbe girişimi ve bölücü terör saldırıları gibi vatanımızı/memleketimizi hedef alan provokasyonların karşısında saf tutmanın bir vatandaşlık görevi olduğu bilinci içinde olmaktır.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI