Bugun...
Reklam
Reklam
Yalnız Adam ve Trojan-1


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 

Kısa bir alıntı ile başlayalım. Dünyanın en ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın hayatını anlatan “Narcos” isimli dizide şöyle bir replik geçer: “Kolombiyalılar diyor ki: Tanrı ülkemizi o kadar güzel yarattı ki, dünyanın geri kalanına haksızlık oldu. O yüzden eşitliği sağlamak için Tanrı bu toprakları şeytani adamlarla doldurdu.”

Şimdi konumuza gelelim…

Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak kaydedilen 15 Temmuz darbe girişimi ile Türkiye’nin on yıllar boyu didinerek elde ettiği kazanımlar bir gecede ordu içindeki cuntacı FETÖ mensuplarının girişimiyle heba edildi.

Biraz geriye gidersek hatırlarsanız, 1997'deki post modern darbe ve akabinde 2001’de anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla tetiklenen krizler serisini Türkiye hep yaşadı. Tarih boyunca kötü yönetim ve FETÖ misali, gizli iktidarların yönetimi manipüle etmesi yüzünden çıkan sorunlar krizlere dönüşmüştür. Aynı manipülasyonlar rasyonel çözümler üretilmesini engellediği için ülkelerin içinde bulunduğu sorunlar kördüğüm haline gelmiştir.

Sorun, Türkiye’nin sorunu gibi gözükse de tarih boyunca birçok devlet bu sorunu yaşamıştır. Buna Osmanlı İmparatorluğu başta olmak üzere Kafkaslardaki Müslüman devletler de dâhildir. Anlayacağınız bir ülkeyi dış müdahalelerle yıkamayanların “B Planı” hep işbirlikçi unsurları devreye sokmak olmuştur.

Türkiye'nin içinde bulunduğu en büyük sorunlarından biri, hatta en tehlikelisi olan FETÖ'nün ordu başta olmak üzere yargı ve emniyet üzerindeki sinsi yapılanması bu zihniyetin eseridir. Çok iyi gizlenen bu örgütün çok ciddi bir ulusal tehlike haline geldiği ilk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirildi. Erdoğan’ın ısrarla bu sorunu çözmek için tüm kurumların üzerine düşeni yapması gerektiğini söylerken takındığı endişeli ifade durumun vahametini ortaya koymuştu.

Gel gör ki aşırı hoşgörülü halk ve bürokrasinin kılcal damarlarına sızmış taşeron FETÖ mensupları, bugünkü düzeyde önlem alınmasına engel olmuş, Erdoğan’ı yalnız bırakmıştı.

Zaten tarihte adından söz ettiren büyük liderler her zaman yalnız kalmıştır. Mesela Atatürk kurtuluş mücadelesinden sonra muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak diye özetlediği, bilimden üretime kadar her alanda dünya standartlarına ulaşmak için temelini attığı Türkiye Cumhuriyeti'nin olgunlaşma döneminde hep yalnız bırakıldı.

Acımasız ve efsanevi askeri taktikleri ve en iyi askeri kumandan olarak kabul edilen Büyük İskender her zaman yalnız kaldı. Hakeza Sezar… En yakınları tarafından arkadan vuruldu. İlginçtir, onu hançerleyen, yine bir meczup olan Brutus’tu.

İşte, daha onlarcasını sayabileceğimiz devlet adamları arasında en talihlisi yine de Erdoğan’dır; çünkü her görüşten halk, onun şahsında demokrasiye sahip çıkmayı görev bilmiş, şeytani planları olan cuntaya dur demiştir.

Ama bu tehlike geçti demek değildir. Halk olarak sürekli alarm durumunda, sürekli teyakkuzda olmalıyız, olacağız da. Çünkü tarih bize nadiren de olsa bu tür hareketlerin başarılı olabileceğini söylemektedir. Ders almışsak tarih tekerrür etmeyecektir.

Yaşadığımız 15 Temmuz deneyimiyle tıpatıp aynı olmasa da şöyle bir anekdotu hatırlatmayı uygun görüyoruz.

Asırlar sonra, bir bilgisayarı ele geçirmek için uzaktan gönderilen virüslere “Trojan” adıyla ilham kaynağı olacak olay Truva’da yaşanmıştır.

Savaş alanlarındaki cesareti ve sivri zekâsıyla tanınan Yunanlı komutan Odysseus, Yunanlılarla Truvalılar arasında yapılan ve Truvalıların ilkin kazanıp sonra kaybettikleri savaşta, bir tahta at inşa ederek şehre hediye etme ve ardından şehre sızıp ele geçirme fikrini ortaya atar. Bugün bilgisayar kullanıcılarının “Trojan” deyip ürktüğü o at sayesinde Yunanlılar, savaşı kaybettikten sonra şehri ele geçirilir ve taş üstünde taş bırakmazlar.

Allah bizi virüslerle, trojanlarla sınamasın. Ama şunu bilsinler ki ikinci bir deneme onların sonu olacak.

Başa dönecek olursak, Allah, o kadar güzel bir ülke bahşetmiş ki bize, doğusu kışı yaşarken güneyi tropikal iklimi, kuzey kesimi son baharı yaşarken batısı baharın kokusunu içine çekiyor. Asya ve Avrupa kıtalarını, medeniyetinden gelen hoşgörü kültürü ve kimliğiyle bağlayan bir ülke üzerinde elbette birilerinin şeytani emelleri olacak. Elbette jeopolitik konumu olduğu için ülkemiz üzerinde sinsi hesaplar yapılacak.

Aslolan, geleceği planlayıp hayata geçirecek kadar akıllı, ülkesi üzerinde oynanan oyunları fark edecek kadar zeki, muasır medeniyetler seviyesine ulaşacak kadar engin ufuklu ve ancak yüz yılda bir gelebilecek kadar ender yetişen bir lideri sahiplenmektir.

Devam edecek…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI