Bugun...
YENİ MARDİN ESKİ SİİRT!..


M.Niyazi DENİZ GÖZLEMCİNİN OBJEKTİFİNDEN
niyazideniz@yandex.com
 
 


Siirt ve Mardin köklü kültürlere sahip, farklı dillerin ve dinlerin bir arada yaşadığı büyük bir medeniyetin mirasçısı olan iki kadim şehridir. Kesme taş işçiliğinden, harç niyetine kullanılan cas isimli malzemeye kadar evlerimizin, kıbleye göre dizayn edilmiş mimarisi bile aynıdır. Yemek kültürümüz, kız isteme, nişan, kına, düğün ve taziye ritüellerimiz; İslami hassasiyetlerden kaynaklanan merkezi otoriteye sadakatimiz, asker uğurlamalarımız ve en önemlisi bizden olmayana karşı insani tavrımız.

Bizi bilen bilir... Hiçbir konuda kıyas yapmayı sevmeyiz. Zaten bunun adı da kıyas değil. Çünkü iddia ediyoruz ki, bir Mardinli genç ile bir Siirtli genci, keza bir Mardinli kadın ile bir Siirtli kadını kimse birbirinden ayıramaz. Mizaç olarak da, fizik olarak da iki kardeş kadar benzerler birbirlerine. Hem de müziğimiz ve folklorumuz da aynı.

Meselemiz bu değil. Mesele şehirler arasındaki gelişmişlik uçurumudur ki, bu olunca işler değişir. Çünkü Mardin'i Siirt'ten ayıran en önemli özellik, gelişmeden hakkettiği payı hızlıca almasıdır. 

TÜİK'in açıkladığı son verilere göre; Mardin 2018'de 3 milyon turisti ağırladı. Yani daha önce günde 1-2 uçağın iniş yaptığı havalimanındaki uçak trafiği günde ortalama 15'i geçerken, Kasım ayı sonunda ise 667 bin 241 kişi Mardin Havalimanı'nı kullandı.

Bu rakamları verirken bile gıpta ile izliyoruz son 15 yılda gelişen Mardin'i.

Gelelim büyüyen Türkiye'nin yıllardır yerinde sayan, havaalanı olmayan, standart yollardan yoksun, seçilen yöneticilerin sadece dost ve ahbap ziyaretleri için geldiği Siirt'e… 

Mardin uçak seferlerini katlayıp yatırım dışında günübirlik şehre gelerek tarihi yerleri heyecanla seyreden ziyaretçilerle dolup taşarken, tüm bunlara zemin hazırlayan oradaki Mardinlilerdir. Baba ocağına vefa borcunu ödeyen aziz hemşerileridir. Hatta yeni Mardin'i inşa ederken eski antik kentlerinin tüm sarnıç ve kuyularını, caminin yanısıra kiliselerini hanlarını korudular. Biz ise hepsini yıktık, ne zaman ki şehrin kimliğinin sirayet ettiği tarihi evlerimize "metruk bina" gözüyle baktıysak o zaman benliğimizi kaybettik. Onlar eskiyi korurken, gelecek ziyaretçiler için lüks konaklama yerleri, yeni köprüler, stadyum, otel ve restoranlar yaptı.

Biz hâlâ 2 yıldır kapalı olan havaalanımızla yatıp kalkıyoruz.

İyi de, Mardin'le aramızdaki fark nedir? İki şehri, Dünyanın farklı ülkelerindeki iki şehir kadar benzemez kılan özellikler nelerdir? Neden bu iki komşu şehir terazinin kefeleri gibidir? Neden biri yükselirken diğeri düşüştedir? Her anlamda benzediğimizi tekrar söyledikten sonra acizane fikrimizi ekleyelim:

Bu güne kadar seçimle işbaşına gelen yöneticilerimizin farklı vasıfları iki kardeş şehir arasındaki uçurumu derinleştirdi. Bundan başka bir sebep göremiyoruz. Mardin hep şehri, şehrin geleceğini, gençlerini, onların vakit geçirecekleri sosyal çevreyi düşünen yöneticileri seçti; Siirt ise kendisinin ve ailesinin ikbalinden başka şeyi önemsemeyen yöneticileri...

Aradaki fark sadece bu. Ama bu küçücük fark, iki şehir arasında devasa bir fark yarattı. Ortaya da yeni Mardin ve eski Siirt çıktı. 

Şimdi bir seçim arefesindeyiz. Yiğit düştüğü yerden kalkar derler ya. İşte düştüğümüz yer. Umuyoruz ki, adaylarımızdan hangisi kazanırsa kazansın, terazinin kefesini Siirt'in lehine oynatabilecektir. Bitkisel hayatta olan şehre hayat verecektir.

M.Niyazi Deniz





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI